Başlangıç » Röportajlar

Kategori arşivi: Röportajlar

Aşk, Evlilik, Sadakatsizlik – Paprika Dergisi

Değerli yazarları ve yazılarıyla her geçen gün okurlarının beğenisini daha çok kazanacağını umduğum ‘Paprika’ dergisininin bu ilk sayısında ‘aşk-evlilik-sadakatsizlik’ üçgeni üzerinde yazmış olmamın temel nedeninin tüm insanların bu üçlüden en az birinin en az bir kez yaşıyor olmaları ile ilgili olduğunu belirtmek isterim.

(daha&helliip;)

Reklamlar

Angelina Jolie Sendromu – Sabah Gazatesi

Fotograflara bakilarak yapilan bir arastirmadan boylesine bir genelleme iceren sonuca ulasmak metodolojik olarak hatali olur. Boyle bir sonuc cikarabilmek icin once bir grup bekar kadina resimlerdeki belirli erkekler evli ya da halen iliskide olarak tanimlanip cekicilik yonunden secim yaptirildiktan sonra ikinci bir grup kadina ilk gruba evli olarak tanitilan erkeklerin bekar, buna karsilik bekar olarak sunulan erkeklerin ise evli oldugu soylenerek secim yapmalarini istemek gerekir. Her iki kosulda da farkli kadinlar evli olarak tanimlanan erkekleri cekici olarak seciyor ise belki o zaman evli olmanin bekar olmaktan daha cekici bulundugunu soyleyebilmek biraz daha mumkun olabilir.

Aldatma Yazı dizisi – Sabah Gazetesi

Yaşamımız boyunca gözümüzü yakalayan birçok şey vardır. Ancak bunların çok azı yüreğimizi ve ruhumuzu da yakalar. Aşk, evlilik ve sadakatsizlik acısı gibi!.. ‘Sen, Ben ve Aramızdaki Her Şey’ isimli kitabımın aşk, evlilik ve sadakatsizlik üzerine yazılması bir tesadüf değil. Çünkü insanların hemen hemen tamamı yaşamları boyunca bu üçlüden en az birini en az bir kez yaşıyorlar.

(daha&helliip;)

Cinsel Suç – Sabah Gazetesi

“1. Cinsel suç işleyen herkes hasta değildir çünkü içeriği ve sıklığı ne olursa olsun toplmsal normların dışında kalan davranışları sergileyen herkese ‘hasta’ demek yanlış olur. Hasta olanla olmayan birbirine karışırsa, o zaman şartlı tahliye edilen herkese hasta muamelesi yapılır ve idari ya da hukuki otorite tıbbi otoriteye, ‘Bunun tedavisini sen yapacaksın, bu tedavi de kimyasal kastrasyon olacak’ demiş olur. Böyle bir söylem ise idari ya da hukuki otoritenin tıbbi otoriteye tedavinin nasıl yapılacağı bağlamında baskı yapması anlamına gelir. Eğer kastrasyon bir cezaysa, hekimler ceza vermezler ya da cezai yaptırımın bir parçası olarak kullanılamazlar çünkü çoğu kez cezanın amacı caydırıcılık, toplumsal düzenin korunması ya da kamu vicdanının rahatlatılmasıdır. Oysa tedavi bireyin acılarını dindirmek ya da bireyin sağlığını iyileştirmek için yapılan bir işlemdir. ‘Ceza’ ile ‘tedavi’nin birlikte anılması uygun değildir. Eğer kimyasal kastrasyon bir ceza değil tedavi ise, o zaman da hasta olanın nasıl tedavi edileceği tıbbi bilirkişinin karar vermesi gereken bir durumdur.

Light Aşk – Paprika Dergisi

Paprika dergimizin bu ikinci sayısının ‘light aşk’ kavramına ayrıldığını öğrenince aynı kavramı daha kapsamlı tartışabilmek amacıyla birbirlerinden çok farklı bakış açıları olduğundan emin olduğum çok değerli iki dostumdan konu ile ilgili görüşlerini istedim. Bu kişilerden ilki Psikiyatri camiasında özgün kişiliği ve renkli kimliği ile tanınan psikiyatr-yazar Prof Dr Sayın Ünsal Söylemezoğlu.  İkincisi ise nükleer fizik doktoru olması yanı sıra şair kimliği ile de tanınan ve zaman zaman ayrıksı kaçan fikirlerini her zaman cesaretle dile getiren Sayın Dr Oğuzkan Bölükbaşı.  Bakalım light aşk ile ilgili olarak neler söylemişler.  Öncelikle onların görüşlerini sunacak ardından onların yazdıklarından anladıklarımı bir tartışma çerçevesinde aktarmaya çalışacağım. (daha&helliip;)

Anksiyete ya da Kaygı nedir? Anksiyete Bozuklukları – Terakki Gelişim Dergisi

Anksiyete, kaygı, iç sıkıntısı, bunaltı ve endişe çoğu kez eş anlamlı olarak kullanılır. Anksiyete korkuya benzer bir duygudur. Kişi bunu sanki kötü bir şey olacakmış gibi bazen de nedeni belirsiz bir endişe duygusu şeklinde algılar. Hafif tedirginlik ve gerginlik duygusundan panik düzeyine varan değişik yoğunlukta yaşanabilir. Kaygı durumunda kalp atım hızı, nefes alıp verme ve kas gerginliği artar, terleme ve ağız kuruluğu olabilir, kan basıncı yükselir, sık idrara çıkma olabilir. Tüm bu değişiklikler organizmanın ani tehlike karşısında gösterdiği ‘kaç ya da savaş’ ilkesinin devrede olduğunu gösterir. Bu anlamda anksiyete ya da kaygı organizmanın hissettiği bir tehlike algısı sonucu devreye soktuğu doğal bir tepki olarak düşünülebilir. Anksiyete herkesin yaşadığı bir duygu olup ancak bireyin iş, sosyal ve özel yaşamında işlevselliğini bozduğu zaman anormal bir duruma yani bir anksiyete bozukluğuna dönüşür. (daha&helliip;)

CBT in Turkey – Advances in Cognitive Therapy Newsletter

1. Introduction

Before Cognitive therapy (CT) completed (filled in) the gaps of the picture already formed by Behaviour Therapy (BT), making it a more comprehensive and meaningful approach for many clients and therapists, there was only BT. BT initially faced many challenges and resistances both from the biologically and analytically oriented professionals working in the field of psychology and psychiatry in late 1970’s and early 1980’s. Many of these professionals tended to reject the idea of BT. Dynamically oriented therapists had reservations about BT due to the myth that it merely consists of techniques that are aimed to resolve symptoms without emphasizing the “underlying causes”, as a consequence of the dominance of analytical school that prevailed the area of psychology and psychiatry at those times.

Biologically oriented psychiatrists, on the other hand, tended to reject any kind of therapeutic approach for treatment of psychiatric disorders. Thus both biologically and analytically oriented professionals found BT too simplistic, mechanistic, superficial and manipulative. (daha&helliip;)